Fenerbahçe'de Eylül 2025'te yapılan olağanüstü kongrede Ali Koç'un yerini alan Sadettin Saran, yalnızca yedi ay sonra başkanlık koltuğunu bıraktı. Sarı-Lacivertli kulüp böylece son iki senede üçüncü kez seçime gidecek.
Başlangıçta seçim gündeminden uzak duran, 'ihtiyaç olduğu takdirde göreve gelebileceğini' vurgulayan, şimdi ise 'savaşa gittiklerini' ifade eden Aziz Yıldırım'ın aday olması ile camia iki cepheye bölünmüş durumda: Takıma daha karanlık günler yaşatacağını düşünenler ve onu kurtarıcı olarak görenler.
İki kutup da aynı renklere gönül veriyor. Peki öyleyse bu kafa karışıklığının sebebi ne? Bunun için önce 1990'lara uzanmak gerekiyor.
İşte 20 yıl Fenerbahçe’yi yönetmiş, altı lig şampiyonluğu görmüş, tam 17 teknik direktörle çalışmış ve “Ben Fenerbahçe’nin kendisiyim” diyen Aziz Yıldırım’ın hikayesi…
Voleybol şubesi ile başlangıç
Aziz Yıldırım adı henüz futbolla, Fenerbahçe ile bütünleşmeden önce hakkında pek az şey biliniyordu.
1952 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğan Aziz Yıldırım, 1979 ve 1980 yıllarında kurduğu Maktaş Mühendislik ve zaman içinde aldığı NATO ihaleleriyle adını duyurdu. Türkiye onu iş insanı yönüyle değil, 1990 yılında dahil olduğu Fenerbahçe camiası içindeki rolleriyle tanıdı.
Fenerbahçe'nin 3-4 Mart 1990 tarihlerinde yaptığı olağan kongrede, dönemin başkanı Metin Aşık’ın yeni yönetim kurulu listesinde Aziz Yıldırım'ın ismi de yer alıyordu. Kongrenin ilk günü yapılan oylama, onun yönetici olabilmesinin yolunu açtı. Zira yönetim kurulu listesinde yer alacak isimlerin en az beş yıl Fenerbahçe üyesi olma zorunluluğu vardı. Yıldırım ise Aşık’ın listesinde yer alabilmek için Vefa Küçük ve Osman Yalçın ile birlikte kongreden sadece bir hafta önce kulübe üye yapılmıştı.
Önerge kabul edildi, Aşık seçimi kazandı. Aziz Yıldırım, voleybol şube sorumlusu oldu. Ancak futbol şubesinden ilgisini hiç eksik etmedi. Transferlerde, futbolculara ödenen primlerde, antrenör tartışmalarında hep ön plandaydı. Nihayetinde 1991/92 sezonunda önce futbol şube sorumlusu, ardından da 2. Başkan oldu.
